Darwinizm, DNA'daki Bilgilerin Kökenini ve
Her Türde Farklı Oluşunu Açıklayamaz
Evrimciler DNA'nın ilk
olarak nasıl ortaya çıktığı konusuna kesinlikle
bir açıklama getiremezlerken, DNA konusunda
çıkmaza girdikleri önemli bir nokta daha
vardır: Balıklar, sürüngenler, böcekler,
bitkiler, kuşlar veya insanlar nasıl olup
da, farklı DNA'lara, farklı genetik bilgilere
sahip olabilmişlerdir?
Evrim teorisi, bu soruya
cevap olarak, DNA'daki bilgilerin zaman içinde
gerçekleşen tesadüflerle arttığını ve çeşitlendiğini
ileri sürerler. Sözünü ettikleri tesadüfler "mutasyon"lardır.
Mutasyon DNA'da radyasyon ya da kimyasal
etkiler sonucunda meydana gelen değişikliklerdir.
Bazen bir radyoaktif ışınım DNA zincirine
isabet eder ve oradaki bir veya birkaç basamağı
tahrip eder ya da yerini değiştirir. Evrimcilere
göre, canlılar, tek bir DNA'nın, bu mutasyonlar
(yani kazalar) sonucunda farklılaşması ile
bugünkü mükemmel hallerine ulaşmışlardır.
Bu iddianın akıl dışı olduğunu göstermek
için, DNA'yı yine bir kitaba benzetelim.
DNA'nın bir kitapta olduğu gibi yanyana dizilmiş
harflerden oluştuğunu söylemiştik. Mutasyonlar,
bu kitabın yazılımı sırasında meydana gelen
harf hatalarına benzerler. İsterseniz bu
konuda bir deney yapalım. Kalın bir dünya
tarihi kitabının baştan sona bilgisayara
yazılmasını isteyelim. Bu iş yapılırken de
bir kaç kez dizgiye müdahale edelim ve dizgiyi
yapan kişiye tuşlardan birine gözü kapalı
ve rastgele basmasını söyleyelim. Bu şekilde
yazılmış olan harf hatalı metni, bir başkasına
verip yine aynı şeyi yaptıralım. Bu yöntemle
kitabı birkaç bin kez baştan aşağı yazdıralım,
her seferinde metne rastgele birkaç harf
hatası ekleyerek...
Acaba tarih kitabı bu
yöntemle gelişir mi? Örneğin daha önce kitapta
var olmayan "Eski
Çin Tarihi" gibi bir bölüm oluşabilir
mi?
Elbette ki kitaba eklediğimiz harf hataları
kitabı geliştirmez, aksine tahrip eder, anlamını
bozar. Hatalı kopyalama işlemini ne kadar
artırırsak, o kadar bozuk bir kitap elde
ederiz.
Ama evrim teorisinin iddiası, "harf
hatalarının bir kitabı geliştirdiği" yönündedir.
Evrime göre DNA'da meydana gelen mutasyonlar
(hatalar) birikerek tesadüfen faydalı sonuçlara
yol açmış, örneğin canlılara göz, kulak,
kanat, el gibi kusursuz organları; düşünmek,
öğrenmek, mantık yürütmek gibi şuur gerektiren
özellikleri kazandırmıştır.
Kuşkusuz bu iddia,
biraz önce söz ettiğimiz, bir dünya tarihi
kitabına harf hatalarının birikmesi sonucu "Eski
Çin Tarihi" bölümü
eklenmesinden bile daha akıldışıdır. (Kaldı
ki doğada, hata yapan dizgici örneğinde olduğu
gibi düzenli olarak mutasyonlar meydana getiren
bir mekanizma yoktur. Doğadaki mutasyonlar
bir kitabın yazımı sırasında meydana gelebilecek
harf hatalarından çok daha nadir oluşurlar.)
Evrim
teorisinin canlılığın kökeni hakkında getirmeye
çalıştığı her türlü "açıklama" işte
bu denli akıl ve bilim dışı iddialardır.
Bu gerçeği kabul eden açık sözlü otoritelerden
biri, Fransız Bilimler Akademisi'nin eski
başkanı olan ünlü Fransız zoolog Pierre Grassé'dir.
Grassé de bir evrimcidir, ancak Darwinist
teorinin canlılığı açıklayamadığını savunmakta
ve Darwinizm'in temelini oluşturan "tesadüf" mantığı
hakkında şunları söylemektedir:
Şanslı mutasyonların
havyanların ve bitkilerin ihtiyaçlarının
karşılanmasını sağladığına inanmak, gerçekten
çok zordur. Ama Darwinizm bundan fazlasını
da ister: Tek bir bitki, tek bir hayvan,
binlerce ve binlerce tam olması gerektiği
şekilde faydalı tesadüflere maruz kalmalıdır.
Yani mucizeler sıradan bir kural haline gelmeli,
inanılmaz derecede düşük olasılıklara sahip
olaylar kolaylıkla gerçekleşmelidir. Hayal
kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur, ama
bilim bu işin içine dahil edilmemelidir. (Pierre-P Grassé, Evolution of Living Organisms, New York: Academic Press, 1977, s. 103)
Gerçekten
de, cansız maddelerin kendi kendine bir araya
gelip DNA gibi muhteşem sistemlere sahip
canlıları oluşturduğunu iddia eden evrim
teorisi, bilime ve akla tamamen aykırı olan
bir hayalciliktir. Tüm bunlar bizi apaçık
bir sonuca götürür. Yaşamın bir planı (DNA)
olduğuna ve tüm canlılar bu plana göre yapıldıklarına
göre, açıktır ki bu planı ortaya çıkaran
üstün bir Yaratıcı vardır. Yani tüm canlılar,
sonsuz bir güç ve akıl sahibi olan Allah
tarafından yaratılmışlardır. Allah Kuran'da
bu gerçeği şöyle bildirmiştir:
O Allah ki,
yaratandır, kusursuzca varedendir, şekil
ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur.
Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih
etmektedir. O, Aziz, Hakim'dir. (Haşr Suresi,
24)
İnsanların bugün teknolojinin imkanlarını
kullanarak başardıkları ise, Allah'ın insan
DNA'sında tecelli eden ilminden bir parçayı
olsun anlayabilmek için çalışmaktan ibarettir.
|